İnşaat Sürecinde Haklarınızı Nasıl Korursunuz?
Sözleşmenin imzalanması ve inşaatın başlaması, maliklerin süreci artık yalnızca uzaktan izleyeceği anlamına gelmez. Tam tersine; ruhsata ve projeye uygunluk, iş programı, kullanılan malzemeler, tapu devirleri, gecikmeler ve teknik imalatlar bu dönemde düzenli olarak takip edilmelidir.
Türk Borçlar Kanunu kapsamında yüklenici, üstlendiği işi iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yerine getirmekle yükümlüdür. Yapı denetimi sistemi ise yapının imar mevzuatına, projelere, fen ve sağlık kurallarına uygun biçimde gerçekleştirilmesini amaçlar.
Aşağıdaki sorular, kentsel dönüşüm inşaatı devam ederken maliklerin en sık karşılaştığı hukuki ve uygulamaya ilişkin sorunları açıklamak amacıyla hazırlanmıştır.
1. İnşaat başladıktan sonra maliklerin süreci takip etmesi gerekir mi?
Evet. İnşaatın başlamış olması, maliklerin denetim ve bilgi alma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Müteahhidin sözleşmeyi imzalaması ve ruhsatı alması, projenin bundan sonra kendiliğinden sorunsuz ilerleyeceği anlamına gelmez.
Malikler veya maliklerin belirlediği temsilciler; inşaatın sözleşmedeki iş programına uygun ilerleyip ilerlemediğini, onaylı projelere uyulup uyulmadığını ve malzeme seçimlerinin teknik şartnameyle örtüşüp örtüşmediğini düzenli olarak takip etmelidir.
Bu takip yalnızca zaman zaman şantiyeye gitmekten ibaret olmamalıdır. Müteahhitten belirli aralıklarla şu belgeler istenebilir:
- Güncel iş programı,
- İnşaat ilerleme raporu,
- Ruhsat ve ruhsat eki projeler,
- Yapı denetim kayıtları,
- Proje değişiklikleri,
- Malzeme ve imalat bilgileri,
- Şantiye toplantı tutanakları.
Maliklerin teknik konularda kendi gözlemlerine dayanarak kesin sonuca ulaşmaları her zaman mümkün değildir. Bu nedenle önemli imalat aşamalarının bağımsız bir mimar veya mühendis tarafından kontrol edilmesi yararlı olabilir.
Pratik Öneri
İnşaatın başlangıcından teslim gününe kadar kullanılacak dijital bir arşiv oluşturun. Ruhsatlar, projeler, yazışmalar, fotoğraflar, toplantı tutanakları ve ihtarlar tarih sırasına göre bu arşivde saklansın.
2. İnşaatın ilerleme durumu nasıl kontrol edilmelidir?
İnşaatın ilerleme durumu, yalnızca binanın dışarıdan yükselmesine bakılarak değerlendirilemez. Temel, taşıyıcı sistem, mekanik ve elektrik tesisatları, yalıtım, cephe, ortak alanlar ve ince işlerin her biri ayrı kontrol gerektirir.
Sağlıklı bir denetim için sözleşmedeki iş programı ile şantiyedeki fiilî durum karşılaştırılmalıdır. Örneğin sözleşmeye göre belirli bir tarihte kaba inşaatın bitmiş olması gerekiyorsa, yalnızca katların çıkılmış olması yeterli kabul edilmemelidir. İmalatın projeye, teknik şartnameye ve yürürlükteki standartlara uygunluğu da incelenmelidir.
Yapı denetim kuruluşunun bulunması, maliklerin sözleşmeden kaynaklanan haklarını ayrıca takip etmesine engel değildir. Yapı denetiminin mevzuata uygunluk yönündeki görevi ile maliklerin müteahhitle yaptığı özel sözleşmeden kaynaklanan hakları aynı şey değildir. 4708 sayılı Kanun’un temel amacı, proje ve yapı denetimi aracılığıyla yapıların imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun yapılmasını sağlamaktır.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Müteahhit tarafından hazırlanan ilerleme raporu tek başına yeterli görülmemelidir. Özellikle tapu devri, satış yetkisi veya ödeme bir ilerleme oranına bağlanmışsa, gerçekleşme seviyesinin bağımsız teknik uzman tarafından belirlenmesi daha güvenli olur.
3. Müteahhit inşaata zamanında başlamazsa ne yapılabilir?
Öncelikle sözleşmede inşaatın başlangıç tarihinin nasıl belirlendiğine bakılmalıdır. Bazı sözleşmelerde süre, sözleşmenin imzalanmasıyla; bazılarında tahliye, yıkım, ruhsat alınması veya arsanın fiilen teslimiyle başlar.
Başlangıç tarihi açık değilse taraflar arasında ciddi uyuşmazlık çıkabilir. Bu nedenle aşağıdaki tarihler ayrı ayrı tespit edilmelidir:
- Arsanın veya yapının müteahhide teslim tarihi,
- Tahliye ve yıkım tarihi,
- Ruhsat başvuru tarihi,
- Ruhsatın alındığı tarih,
- Şantiyenin fiilen kurulduğu tarih,
- İnşaatın fiilen başladığı tarih.
Müteahhit, kendi sorumluluğundaki bir nedenle işe başlamıyorsa durum yazılı olarak bildirilmelidir. Gecikmenin devam etmesi hâlinde sözleşmedeki cezai şart, kira ödemesi, temerrüt ve sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin hükümler gündeme gelebilir.
Ancak her gecikme doğrudan sözleşmenin feshedilmesini haklı kılmaz. Gecikmenin nedeni, süresi, müteahhidin kusuru, işin tamamlanma ihtimali ve sözleşmedeki düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.
⚖️ GH Hukuk’un Değerlendirmesi
İnşaat başlamadığı hâlde uzun süre sözlü vaatlerle beklenmesi, maliklerin hukuki konumunu zayıflatabilir. Sorun ortaya çıktığında yalnızca mesajlaşmak yerine, sözleşmeye dayanan açık ve ispatlanabilir bir hukuki bildirim yapılması önemlidir.
4. Müteahhit inşaatı yavaşlatır veya uzun süre durdurursa ne yapılmalıdır?
İnşaatın yavaşlaması her zaman müteahhidin sözleşmeye aykırı davrandığı anlamına gelmez. Hava koşulları, resmî işlemler, proje revizyonları veya mücbir sebep niteliğindeki olaylar inşaat süresini etkileyebilir.
Buna karşılık şantiyede uzun süre çalışma yapılmaması, işçi ve ekipmanların çekilmesi, taşeronların işi bırakması veya malzeme girişinin durması mali ya da idari bir sorun bulunduğuna işaret edebilir.
Böyle bir durumda öncelikle:
- Şantiyenin mevcut durumu fotoğraf ve video ile kaydedilmeli,
- Bağımsız teknik inceleme yaptırılmalı,
- İş programına göre gecikme oranı belirlenmeli,
- Müteahhitten yazılı açıklama ve güncel tamamlama takvimi istenmeli,
- Sözleşmedeki ihtar, cezai şart ve fesih hükümleri incelenmelidir.
İşin tamamlanamayacağı açıkça anlaşılabiliyorsa, maliklerin teslim tarihini beklemek zorunda olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Türk Borçlar Kanunu’ndaki eser sözleşmesi hükümleri, yüklenicinin işi özenle ve sözleşmeye uygun biçimde yerine getirmesini esas alır.
Uygulamada En Sık Yapılan Hata
İnşaatın aylarca durmasına rağmen yalnızca müteahhidin “yakında yeniden başlayacağız” açıklamasına güvenilmesidir. Her geçen ay, projenin tamamlanma maliyetini ve uyuşmazlığın çözümünü daha da zorlaştırabilir.
5. Müteahhit onaylı projeyi maliklerin bilgisi dışında değiştirebilir mi?
Müteahhit, kendisine sözleşmeyle açıkça sınırsız bir değişiklik yetkisi verilmiş gibi hareket edemez. Değişikliğin hukuken mümkün olup olmadığı; sözleşmeye, teknik şartnameye, onaylı mimari projeye, imar mevzuatına ve değişikliğin bağımsız bölümlere etkisine göre değerlendirilmelidir.
Özellikle aşağıdaki değişiklikler maliklerin haklarını doğrudan etkileyebilir:
- Dairelerin konumu veya cephesi,
- Net ve brüt alanları,
- Balkon ve teraslar,
- Otopark yerleri,
- Depolar ve eklentiler,
- Ortak alanlar,
- Dairelerin katı veya numarası,
- Peyzaj ve sosyal tesisler,
- Bağımsız bölüm sayısı,
- Arsa payları.
Belediye tarafından bir proje değişikliğinin onaylanmış olması, bu değişikliğin maliklerle yapılan özel hukuk sözleşmesine de uygun olduğu anlamına gelmez. İdari uygunluk ile sözleşmeye uygunluk ayrı ayrı incelenmelidir.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
“Belediye böyle istedi” açıklaması belgeyle doğrulanmalıdır. Proje değişikliğinin hangi makamın talebiyle, hangi tarihte ve hangi gerekçeyle yapıldığı yazılı olarak istenmelidir.
6. Bağımsız bölümün metrekaresi, cephesi veya katı değiştirilebilir mi?
Malike verilecek bağımsız bölümün temel özellikleri sözleşmenin esaslı unsurlarındandır. Dairenin katı, cephesi, konumu, oda sayısı, kullanım alanı ve eklentileri mümkün olduğunca açık biçimde belirlenmiş olmalıdır.
İnşaat sırasında ortaya çıkan her ölçü farkı otomatik olarak sözleşmeye aykırılık sayılmaz. Uygulama projelerinden, duvar kalınlıklarından veya teknik zorunluluklardan kaynaklanan sınırlı farklılıklar bulunabilir. Ancak değişiklik bağımsız bölümün değerini veya kullanımını belirgin biçimde etkiliyorsa hukuki sonuç doğurabilir.
Örneğin:
- Deniz veya cadde cephesindeki dairenin arka cepheye alınması,
- Dairenin başka bir kata taşınması,
- Otopark ya da deponun kaldırılması,
- Kullanım alanının önemli ölçüde azaltılması,
- Sözleşmede vaat edilen balkonun yapılmaması,
basit bir teknik değişiklik olarak kabul edilmeyebilir.
Metrekare uyuşmazlıklarında hangi ölçünün esas alınacağı da önemlidir. Net alan, brüt alan, satışa esas brüt alan ve ortak alan payı aynı kavramlar değildir. Bu nedenle sözleşmedeki ifade ile onaylı proje birlikte incelenmelidir.
Belge Kontrolü
Uyuşmazlık hâlinde yalnızca tanıtım broşürüne değil; noter sözleşmesine, paylaşım krokisine, mimari projeye, bağımsız bölüm listesine ve varsa ek protokollere birlikte bakılmalıdır.
7. Müteahhit sözleşmedekinden farklı veya daha düşük kaliteli malzeme kullanabilir mi?
Teknik şartnamede marka, model, sınıf veya teknik özellik belirtilmişse, müteahhit kural olarak buna uygun malzeme kullanmalıdır. Belirli bir ürünün piyasadan kalkması veya temin edilememesi hâlinde eşdeğer ürün kullanılması gündeme gelebilir. Ancak “eşdeğer” ifadesi müteahhide sınırsız seçim hakkı vermez.
Kullanılacak alternatif ürünün:
- Aynı veya daha yüksek teknik özelliklere sahip olması,
- Kalite ve dayanıklılık bakımından geriye gitmemesi,
- Garanti ve servis koşullarının yeterli olması,
- Mimari bütünlüğü bozmaması,
beklenir.
Malzeme değişiklikleri sözlü şekilde yapılmamalıdır. Değişikliğin gerekçesi, yeni ürünün teknik özellikleri ve maliklerin onayı kayıt altına alınmalıdır.
Kaba inşaatta kullanılan ve daha sonra üzeri kapatılan malzemelerin kontrolü özellikle önemlidir. Su ve ısı yalıtımı, tesisat boruları, elektrik altyapısı, çatı sistemi ve cephe altı uygulamalarındaki eksiklikler teslimden sonra ortaya çıktığında giderilmesi çok daha zor olabilir.
Pratik Öneri
Teknik şartnamedeki her önemli malzeme için marka, model, ürün kodu, performans sınıfı ve alternatif ürün kullanım koşulları ayrı bir kontrol listesine aktarılmalıdır.
8. İnşaat ruhsata veya onaylı projeye aykırı ilerliyorsa ne yapılmalıdır?
Projeye aykırılık tespit edildiğinde öncelikle aykırılığın niteliği ve kapsamı teknik uzman tarafından belirlenmelidir. Her saha farklılığı ciddi bir mevzuat ihlali olmayabilir; ancak taşıyıcı sistemi, bağımsız bölüm alanlarını, ortak alanları veya yapı güvenliğini etkileyen değişiklikler gecikmeden incelenmelidir.
Malikler şu adımları izleyebilir:
- Mevcut durumun teknik rapor ve fotoğraflarla tespit edilmesi,
- Onaylı projeyle karşılaştırılması,
- Müteahhide yazılı bildirim yapılması,
- Yapı denetim kuruluşundan açıklama istenmesi,
- Gerektiğinde ilgili belediyeye veya idari makama başvurulması,
- Sözleşmeden doğan hukuki hakların değerlendirilmesi.
Aykırılık erken dönemde tespit edilirse düzeltilmesi daha kolay olabilir. İmalat tamamlandıktan veya üzeri kapatıldıktan sonra hem delillendirme hem de onarım maliyeti artabilir.
4708 sayılı Kanun, yapıların ruhsat ve eklerine, mevzuata ve ilgili standartlara uygun şekilde denetlenmesini esas alır.
⚖️ GH Hukuk’un Değerlendirmesi
Teknik aykırılıkların hukuki bildiriminde yalnızca “projeye uygun değildir” denilmesi yeterli olmayabilir. Aykırılığın yeri, niteliği, dayanak proje ve talep edilen düzeltme açıkça gösterilmelidir. Teknik raporla desteklenen bildirimler çok daha güçlüdür.
9. Müteahhidin mali sıkıntıya girdiği nasıl anlaşılır?
Müteahhidin mali durumu yalnızca inşaat başlamadan önce değil, inşaat devam ederken de takip edilmelidir. Şirketin mali sıkıntıya girdiğini gösterebilecek bazı işaretler şunlardır:
- İnşaat faaliyetinin belirgin biçimde yavaşlaması,
- İşçi ve taşeronların şantiyeyi terk etmesi,
- Malzeme tedarikinin durması,
- Taşeronların ödeme alamadıklarını açıklaması,
- Şirket hakkında çok sayıda icra takibi veya dava bulunması,
- Vergi ve sosyal güvenlik borçlarıyla ilgili sorunların ortaya çıkması,
- Şirketin yönetim veya adresini sık sık değiştirmesi,
- Projedeki bağımsız bölümlerin olağan dışı biçimde hızla satılmaya çalışılması,
- Maliklerden sözleşmede bulunmayan ek ödeme istenmesi.
Bu göstergelerin herhangi biri tek başına şirketin iflas edeceği anlamına gelmez. Ancak birkaçının aynı anda ortaya çıkması, projenin hukuki ve mali açıdan yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
Malikler, müteahhidin vereceği sözlü güvencelerle yetinmemeli; kalan işlerin maliyetini, mevcut teminatları, yapılan tapu devirlerini ve projenin tamamlanabilirliğini incelemelidir.
GH Hukuk’tan Not
Mali kriz belirginleşmeden önce alınan önlemler, kriz ortaya çıktıktan sonra açılan davalardan daha etkili olabilir. Teminatların geçerliliği ve tapu devri takvimi bu aşamada özellikle kontrol edilmelidir.
10. Müteahhit şantiyeyi tamamen terk ederse maliklerin hakları nelerdir?
Şantiyenin terk edilmesi durumunda maliklerin ilk tepkisi hemen başka bir müteahhitle anlaşmak olmamalıdır. Önce mevcut sözleşmenin hukuki durumu ve tamamlanan imalat seviyesi belirlenmelidir.
İzlenebilecek temel yol şudur:
- Şantiyenin mevcut hâli resmî veya güçlü bir delille tespit edilir.
- Tamamlanan ve eksik kalan işler teknik raporla belirlenir.
- Şantiyedeki malzeme ve ekipmanlar kayıt altına alınır.
- Ruhsat, proje ve yapı denetim dosyasının durumu incelenir.
- Müteahhide sözleşmeye uygun ihtar gönderilir.
- Teminatlar, ipotekler ve verilmiş tapular kontrol edilir.
- Sözleşmenin devamı, feshi veya tasfiyesi konusunda hukuki yol belirlenir.
- Yeni yükleniciyle anlaşılmadan önce eski sözleşmeden kaynaklanabilecek engeller kaldırılır.
Müteahhide daha önce devredilmiş bağımsız bölümler veya arsa payları varsa, bunların durumu ayrıca incelenmelidir. Üçüncü kişilere yapılmış satışlar, ipotekler ve hacizler çözüm sürecini önemli ölçüde etkileyebilir.
Uygulamada En Sık Yapılan Hata
Eski müteahhitle sözleşme hukuken sona erdirilmeden yeni bir müteahhitle sözleşme yapılmasıdır. Bu durum, aynı taşınmaz üzerinde birbiriyle çelişen hak ve yükümlülükler doğurabilir.
11. Gecikme hâlinde kira bedeli ve cezai şart talep edilebilir mi?
Bu konuda öncelikle sözleşmedeki teslim tarihi ve gecikmenin sonuçlarını düzenleyen hükümlere bakılır. Sözleşmede gecikme hâlinde kira yardımı, aylık tazminat veya cezai şart öngörülmüş olabilir.
Talep bakımından şu konular önemlidir:
- Teslim süresinin hangi tarihte başladığı,
- Teslim tarihinin nasıl hesaplandığı,
- Ek süre verilmesini gerektiren bir durum bulunup bulunmadığı,
- Gecikmenin müteahhitten kaynaklanıp kaynaklanmadığı,
- Mücbir sebep veya idari gecikme iddiasının geçerli olup olmadığı,
- Sözleşmede kira ve cezai şartın birlikte talep edilip edilemeyeceği,
- Dairenin hukuken ve fiilen teslim edilmiş sayılıp sayılmayacağı.
Anahtarın verilmesi her zaman sözleşmeye uygun teslim anlamına gelmez. Yapı kullanma izin belgesi, ortak alanlar, altyapı bağlantıları ve bağımsız bölümün kullanılabilir durumda olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
Kira veya cezai şart taleplerinin süresi ve kapsamı somut sözleşmeye göre belirlenir. Bu nedenle bütün projeler için geçerli tek bir hesap yöntemi bulunmamaktadır.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Müteahhidin gecikme gerekçeleri sözlü olarak kabul edilmemeli, ek süre verilmesi gerekiyorsa bunun başlangıç ve bitiş tarihi yazılı biçimde belirlenmelidir.
12. İnşaat devam ederken müteahhide tapu devri yapılmalı mı?
Arsa payı veya bağımsız bölüm devrinin nasıl yapılacağı, kentsel dönüşüm sözleşmelerinin en kritik konularından biridir. Bütün tapuların başlangıçta devredilmesi maliklerin elindeki en önemli güvencelerden birini ortadan kaldırabilir.
Daha dengeli bir sistemde tapu devirleri:
- Ruhsatın alınması,
- Temelin tamamlanması,
- Kaba inşaat seviyesi,
- Çatının kapanması,
- İnce işlerin tamamlanması,
- İskân veya teslim,
gibi objektif ve doğrulanabilir aşamalara bağlanabilir.
Ancak “kaba inşaat tamamlandı” veya “inşaat yüzde 50 seviyesine geldi” gibi ifadeler tek başına yeterince açık olmayabilir. Bu seviyenin kim tarafından ve hangi ölçütle belirleneceği sözleşmede gösterilmelidir.
Her tapu devrinden önce:
- İnşaat seviyesi teknik olarak doğrulanmalı,
- Tapu kayıtları kontrol edilmeli,
- Proje üzerindeki haciz ve ipotekler incelenmeli,
- Müteahhidin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği değerlendirilmelidir.
⚖️ GH Hukuk’un Değerlendirmesi
Tapu devri yalnızca bir ödeme yöntemi değildir; aynı zamanda maliklerin sözleşmenin yerine getirilmesini sağlayan en önemli teminat araçlarından biridir. Devir takviminin yanlış kurulması, uyuşmazlık hâlinde maliklerin pazarlık ve güvence gücünü ciddi biçimde azaltabilir.
13. Müteahhit, kendisine düşen bağımsız bölümleri inşaat tamamlanmadan satabilir mi?
Bu sorunun cevabı sözleşmedeki yetkilere, tapu devrinin yapılıp yapılmadığına ve satışın niteliğine göre değişir.
Müteahhit henüz tapusunu almadığı bir bağımsız bölüm üzerinde doğrudan tapu devri yapamayabilir; ancak satış vaadi, ön satış veya başka sözleşmeler yoluyla üçüncü kişilerle ilişki kurabilir. Bu işlemlerin maliklerin taşınmazı üzerindeki etkisi ayrıca incelenmelidir.
Malikler açısından temel riskler şunlardır:
- Aynı bağımsız bölümün birden fazla kişiye vaat edilmesi,
- Müteahhidin aldığı tapular üzerinde ipotek kurulması,
- Üçüncü kişilerin haciz veya dava yoluyla hak iddia etmesi,
- Müteahhidin projeden çekilmesi hâlinde alıcılarla maliklerin karşı karşıya kalması,
- Satış gelirlerinin inşaatın tamamlanmasında kullanılmaması.
Sözleşmede müteahhidin satış yetkisi, satışa hangi aşamada başlayabileceği ve tapu devri için hangi şartların aranacağı açıkça belirlenmelidir.
GH Hukuk’tan Not
Müteahhidin finansman ihtiyacı ile maliklerin tapu güvenliği arasında denge kurulmalıdır. Kontrolsüz satış yetkisi verilmesi, ileride yalnızca müteahhitle değil, çok sayıda üçüncü kişiyle uyuşmazlık yaşanmasına neden olabilir.
14. İnşaat boyunca hangi belge ve kayıtlar saklanmalıdır?
İnşaat sürecindeki uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, olayların zamanında belgelenmemesi nedeniyle zorlaşır. Maliklerin yalnızca noter sözleşmesini değil, bütün süreci kapsayan düzenli bir proje dosyası tutması gerekir.
Bu dosyada mümkünse şu belgeler bulunmalıdır:
Sözleşme ve tapu belgeleri
- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi,
- Ek protokoller,
- Vekâletnameler,
- Tapu kayıtları,
- İpotek, şerh ve haciz bilgileri,
- Yapılan tapu devirlerinin belgeleri.
İmar ve proje belgeleri
- Yapı ruhsatı,
- Mimari, statik, mekanik ve elektrik projeleri,
- Proje tadilatları,
- İmar durum belgesi,
- Bağımsız bölüm ve paylaşım listeleri,
- Otopark ve eklenti planları.
İnşaat takip belgeleri
- İş programları,
- İlerleme raporları,
- Teknik inceleme raporları,
- Yapı denetim kayıtları,
- Şantiye toplantı tutanakları,
- Malzeme onayları,
- Fotoğraf ve video kayıtları.
Hukuki yazışmalar
- Müteahhide gönderilen bildirimler,
- İhtarlar,
- E-posta ve mesaj kayıtları,
- Belediye ve diğer kurumlarla yapılan yazışmalar,
- Malikler kurulu kararları,
- Teslim ve eksik iş tutanakları.
Belgelerin yalnızca bir kişinin bilgisayarında tutulması yerine, yetkili kişilerin erişebildiği güvenli bir ortak arşiv oluşturulması daha sağlıklı olur.
Pratik Öneri
Fotoğrafları yalnızca telefon galerisinde bırakmayın. Her fotoğrafı tarih, bağımsız bölüm veya imalat türüne göre adlandırın. Örneğin:
15.09.2026 – Blok A – Çatı su yalıtımı
03.10.2026 – Daire 8 – Tesisat geçişleri
Bu düzen, aylar sonra hangi görüntünün neyi gösterdiğinin anlaşılmasını kolaylaştırır.
İnşaat Sürecinde Hukuki ve Teknik Takip Birlikte Yürütülmelidir
Kentsel dönüşüm inşaatı yalnızca teknik bir yapım faaliyeti değildir. Aynı zamanda sözleşme, tapu, ruhsat, teminat, proje değişikliği, gecikme ve teslim yükümlülüklerinden oluşan kapsamlı bir hukuki süreçtir.
Teknik uzmanlar yapının projeye ve teknik şartnameye uygunluğunu incelerken, hukukçular bu tespitlerin sözleşmeye ve maliklerin haklarına etkisini değerlendirir. Yalnızca teknik rapor hazırlanması veya yalnızca hukuki ihtar gönderilmesi bazı durumlarda yeterli olmayabilir.
GH Hukuk, inşaatın ilerleme seviyesinin sözleşmedeki yükümlülüklerle karşılaştırılması, proje değişikliklerinin incelenmesi, gecikmelerin belgelenmesi, tapu devirlerinin kontrol edilmesi ve gerekli hukuki bildirimlerin yapılması süreçlerinde maliklere stratejik hukuki destek sağlar.
Önemli not: Bu bölüm genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her kentsel dönüşüm projesinin sözleşmesi, tapu yapısı, ruhsat durumu ve teknik koşulları farklıdır. Somut olayın belgeleri incelenmeden kesin bir hukuki değerlendirme yapılmamalıdır.