Uyuşmazlıklar ve Hukuki Süreçlerde Haklar Nasıl Korunur?

Kentsel dönüşüm projelerinde uyuşmazlıklar çoğu zaman tek bir nedenle ortaya çıkmaz. İnşaatın gecikmesi, projeye aykırı imalat, eksik işler, kira ödemelerinin durması, tapu devirleri, müteahhidin mali sıkıntıya girmesi ve maliklerin kendi aralarında anlaşamaması aynı dosyada bir araya gelebilir.

Bu aşamada doğru soru yalnızca “Dava açabilir miyiz?” değildir. Öncelikle uyuşmazlığın belgelenmesi, zararın büyümesinin önlenmesi, müteahhide doğru hukuki bildirimin yapılması, varsa teminatların korunması ve en uygun çözüm yolunun belirlenmesi gerekir.

Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri; yüklenicinin işi sözleşmeye uygun tamamlama borcunu, ayıplı işlerden doğan sorumluluğunu ve iş sahibinin seçimlik haklarını düzenler. Ancak kentsel dönüşüm sözleşmelerinde tapu devri, taşınmaz mülkiyeti ve üçüncü kişilerin hakları da bulunduğundan her uyuşmazlık yalnızca tek bir kanun hükmüyle çözülemez.


1. Müteahhit sözleşmeye uymazsa maliklerin hangi hakları doğar?

Müteahhidin sözleşmeye aykırı davranması farklı şekillerde ortaya çıkabilir:

  • İnşaata zamanında başlamaması,
  • İnşaatı durdurması veya yavaşlatması,
  • Projeyi izinsiz değiştirmesi,
  • Teknik şartnamedeki malzemeleri kullanmaması,
  • Kira ödemelerini yapmaması,
  • İnşaatı süresinde teslim etmemesi,
  • Tapu veya kat mülkiyeti işlemlerini tamamlamaması,
  • Eksik ya da ayıplı teslim yapması.

Bu hâllerde maliklerin kullanabileceği hak, ihlalin niteliğine göre değişir. Müteahhide süre verilmesi, aykırılığın giderilmesinin istenmesi, kira veya cezai şart talep edilmesi, zararın tazmini, eksik işlerin tamamlattırılması ve gerekli şartlarda sözleşmenin sona erdirilmesi gündeme gelebilir.

Ancak her sözleşme ihlali aynı sonucu doğurmaz. Örneğin düzeltilebilir küçük bir imalat hatası ile müteahhidin şantiyeyi tamamen terk etmesi aynı hukuki yöntemle ele alınamaz.

İlk adım, sözleşmedeki yükümlülük ile fiilî durum arasındaki farkın açık biçimde belirlenmesidir. “Müteahhit sözünü tutmadı” şeklindeki genel bir iddia yerine, hangi sözleşme maddesinin hangi tarihte ve nasıl ihlal edildiği gösterilmelidir.

⚖️ GH Hukuk’un Değerlendirmesi

Uyuşmazlığın başlangıcında yapılacak doğru tespit, daha sonra kullanılabilecek hukuki yolları belirler. Yanlış talep içeren veya sözleşmeye dayanmayan erken bir ihtar, maliklerin haklı olduğu bir konuda dahi süreci zayıflatabilir.


2. Müteahhide ihtar göndermek zorunlu mudur?

Her olayda noter ihtarı gönderilmesi yasal olarak zorunlu olmayabilir. Ancak müteahhidin temerrüde düşürülmesi, eksik veya ayıplı işlerin bildirilmesi, teslim talebinin ispatlanması ve verilen ek sürenin kayda geçirilmesi açısından yazılı bildirim çoğu uyuşmazlıkta önem taşır.

İhtar metninde mümkünse şu unsurlar bulunmalıdır:

  • Sözleşmenin tarihi ve ilgili maddesi,
  • Müteahhidin yerine getirmediği yükümlülük,
  • Mevcut aykırılığın açık tarifi,
  • Talep edilen işlem veya düzeltme,
  • Veriliyorsa ek sürenin başlangıç ve bitiş tarihi,
  • Süre sonunda kullanılacak hukuki haklar,
  • Varsa teknik rapor ve belgeler.

WhatsApp mesajları ve e-postalar uyuşmazlıkta delil olarak değerlendirilebilse de karşı tarafa hangi talebin ne zaman yöneltildiğinin tartışmasız biçimde ortaya konulması için noter ihtarnamesi veya benzeri ispatlanabilir yöntemler daha güçlü olabilir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Müteahhide düşünmeden çok kısa süre verilmesi de gereksiz şekilde uzun süre tanınması da sakıncalı olabilir. Verilecek sürenin, tamamlanması istenen işin niteliğiyle uyumlu olması gerekir.


3. Teslim gecikirse maliklerin hangi hakları doğar?

Teslim gecikmesinde öncelikle sözleşmedeki teslim tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Sürenin sözleşme tarihinden, ruhsat tarihinden, tahliyeden veya yer tesliminden başlaması farklı sonuçlar doğurur.

Aşağıdaki hususlar incelenmelidir:

  • Sözleşmedeki teslim süresi,
  • Ek süre hükümleri,
  • Mücbir sebep düzenlemesi,
  • Ruhsat ve proje gecikmelerinin kimin sorumluluğunda olduğu,
  • Gecikme hâlinde ödenecek kira,
  • Cezai şart,
  • Teslimin hangi koşullarda gerçekleşmiş sayılacağı.

Gecikmeden dolayı sözleşmede belirlenen aylık kira veya cezai şart talep edilebilir. Ayrıca belgelenebilen daha büyük bir zarar varsa, şartlarına göre bu zararın da istenmesi gündeme gelebilir.

Anahtarın teslim edilmesi her zaman hukuken tamamlanmış teslim anlamına gelmez. Dairenin fiilen kullanılabilir olması, ortak alanların durumu, altyapı bağlantıları, eksik işler, iskân ve sözleşmede öngörülen diğer teslim şartları birlikte değerlendirilmelidir.

Uygulamada En Sık Yapılan Hata

Müteahhidin “Bina bitti, anahtarı alın” demesi üzerine ayrıntılı teslim tutanağı düzenlenmeden bağımsız bölümün kabul edilmesidir. Bu davranış, daha sonra eksik ve ayıplı işlerin ispatını zorlaştırabilir.


4. Gecikme nedeniyle kira, cezai şart ve tazminat birlikte istenebilir mi?

Bu sorunun cevabı sözleşmenin içeriğine ve talep edilen bedellerin hukuki niteliğine bağlıdır.

Kira ödemesi, maliklerin dönüşüm süresince barınma giderini karşılamaya yönelik olabilir. Cezai şart ise müteahhidin süresinde ifasını sağlamak amacıyla kararlaştırılmış ayrı bir yaptırım niteliği taşıyabilir. Tazminat ise fiilen doğan ve ispatlanabilen zararı karşılamaya yöneliktir.

Bunların birlikte talep edilip edilemeyeceği belirlenirken:

  • Sözleşmedeki açık hükümler,
  • Ödemelerin aynı zararı karşılayıp karşılamadığı,
  • Cezai şartın niteliği,
  • Müteahhidin kusuru,
  • Zararın belgelenmesi,
  • Talep edilen tutarlar arasındaki ilişki

incelenmelidir.

Örneğin aynı zarar kalemi iki farklı ad altında iki defa talep edilemez. Buna karşılık farklı hukuki amaçlara hizmet eden taleplerin birlikte ileri sürülmesi mümkün olabilir.

GH Hukuk’tan Not

Kira, cezai şart ve tazminat hesapları dava açılmadan önce dönem dönem hazırlanmalıdır. Hangi ay için hangi ödeme talep edildiği açık olmayan toplu hesaplar, uyuşmazlığın uzamasına neden olabilir.


5. Müteahhitle yapılan sözleşme feshedilebilir mi?

Evet, gerekli şartlar oluştuğunda sözleşmenin sona erdirilmesi gündeme gelebilir. Ancak özellikle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde fesih, basit bir “sözleşmeden vazgeçme” işlemi değildir.

Fesih değerlendirmesinde şu konular önemlidir:

  • Müteahhidin ihlalinin ağırlığı,
  • İnşaatın tamamlanma seviyesi,
  • İhlalin giderilebilir olup olmadığı,
  • Müteahhide uygun süre verilip verilmediği,
  • Müteahhide yapılan tapu devirleri,
  • Üçüncü kişilere yapılan satışlar,
  • Tapu üzerinde bulunan ipotek ve hacizler,
  • Yapılan imalatların ekonomik değeri,
  • Yeni müteahhitle devam edilip edilemeyeceği.

Sözleşmenin hukuki biçimine ve somut olaya göre tek taraflı fesih bildiriminin yeterli olup olmadığı veya mahkeme kararına ihtiyaç bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Fesih kararı verilmeden önce, sözleşme sona erdiğinde taşınmaz ve mevcut inşaatın nasıl tasfiye edileceğine ilişkin bir yol haritası hazırlanmalıdır.

⚖️ GH Hukuk’un Değerlendirmesi

Kentsel dönüşüm sözleşmelerinde fesih, çoğu zaman uyuşmazlığın sonu değil, yeni bir tasfiye sürecinin başlangıcıdır. Tapuların, teminatların, tamamlanan imalatların ve üçüncü kişilerin durumunun çözülmediği bir fesih, projeyi yıllarca durdurabilir.


6. Müteahhit işi tamamlamayacağını açıkça belli ederse teslim tarihi beklenmeli midir?

Her durumda teslim tarihinin sonuna kadar beklemek gerekmez. Şantiyenin terk edilmesi, işçi ve taşeronların tamamen çekilmesi, müteahhidin açıkça işe devam etmeyeceğini bildirmesi veya mevcut ilerleme hızıyla işin süresinde bitmesinin imkânsız hâle gelmesi durumunda erken hukuki müdahale değerlendirilebilir.

Bu aşamada öncelikle:

  1. İnşaat seviyesi teknik olarak tespit edilmeli,
  2. Şantiyenin fiilen çalışıp çalışmadığı belgelenmeli,
  3. Müteahhitten güncel iş programı istenmeli,
  4. Kalan işlerin süresi ve maliyeti hesaplanmalı,
  5. Sözleşmedeki temerrüt ve sona erme hükümleri incelenmelidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri, yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya işi geciktirmesi nedeniyle işin kararlaştırılan sürede tamamlanamayacağının açıkça anlaşılması hâlinde iş sahibine belirli haklar tanımaktadır. Bu hakkın somut dosyada uygulanıp uygulanamayacağı, gecikmenin sebebi ve sözleşmenin bütününe göre belirlenmelidir.

Pratik Öneri

“İnşaat bitmez” şeklindeki tahminle değil, bağımsız teknik raporla hareket edilmelidir. Rapor; tamamlanma yüzdesini, kalan işleri, yaklaşık süreyi ve mevcut aykırılıkları ayrı ayrı göstermelidir.


7. Eksik ve ayıplı işler nasıl tespit edilmelidir?

Eksik iş, sözleşmede veya projede yapılması gerektiği hâlde hiç yapılmamış imalattır. Ayıplı iş ise yapılmış olmakla birlikte sözleşmeye, teknik şartnameye, projeye veya beklenen kaliteye uygun olmayan iştir.

Örnek olarak:

  • Yapılmayan otopark veya depo eksik iş,
  • Yapılan ancak su alan çatı ayıplı iş,
  • Hiç takılmayan mutfak ekipmanı eksik iş,
  • Daha düşük kaliteyle takılan pencere ayıplı iş,
  • Tamamlanmayan peyzaj eksik iş,
  • Hatalı eğim nedeniyle su biriktiren teras ayıplı iş

olarak değerlendirilebilir.

Tespit sırasında:

  • Onaylı proje,
  • Teknik şartname,
  • Sözleşme,
  • Tanıtım ve satış belgeleri,
  • Fiilî imalat,
  • Kullanılan ürünlerin teknik özellikleri

birlikte karşılaştırılmalıdır.

Teslim öncesinde mimar, mühendis veya ilgili teknik uzmanla ayrıntılı inceleme yapılması ve eksiklerin fotoğraflı rapor hâline getirilmesi yararlı olur.

Türk Borçlar Kanunu, eserin ayıplı teslimi hâlinde iş sahibine ayıbın giderilmesi, bedelden indirim ve şartları varsa sözleşmeden dönme gibi seçimlik haklar tanır; ayrıca kusur bulunması hâlinde zararların tazmini de gündeme gelebilir.

Belge Kontrolü

Teslim tutanağında yalnızca “eksikler vardır” yazılmamalıdır. Her eksik veya ayıp; bulunduğu yer, niteliği, fotoğraf numarası ve giderilmesi için verilen süreyle birlikte kaydedilmelidir.


8. Mahkemeden delil tespiti istenebilir mi?

Evet. Mevcut delilin daha sonra kaybolması, değişmesi veya incelenmesinin zorlaşması ihtimali varsa mahkemeden delil tespiti talep edilebilir.

Delil tespiti özellikle şu durumlarda önemlidir:

  • Ayıplı imalatın üzerinin kapatılacak olması,
  • Başka bir yüklenicinin işe başlayacak olması,
  • Eksiklerin malik tarafından tamir ettirilecek olması,
  • Şantiyedeki mevcut malzemenin kaldırılması,
  • Yıkılma veya güvenlik riski bulunması,
  • Dairenin teslim alınıp kullanılmaya başlanacak olması.

Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi mevcut durumu inceler ve rapor düzenler. Ancak delil tespiti tek başına tazminata veya onarıma hükmedilen bir dava değildir. Daha sonra açılacak davada kullanılmak üzere mevcut durumun resmî şekilde belgelenmesini sağlar.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ileride açılacak veya devam eden bir davada ileri sürülecek vakıaların tespiti için delil tespiti kurumunu düzenlemektedir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Eksik ve ayıplar malik tarafından giderildikten sonra delil tespiti yaptırılması çoğu zaman geç kalınmış bir adım olur. Tamirat zorunluysa önce güçlü bir tespit yapılmalı, ardından giderme işlemine geçilmelidir.


9. Tapu devri yapılmazsa veya yanlış kişiye yapılırsa ne yapılabilir?

Tapu uyuşmazlıkları kentsel dönüşüm dosyalarının en kritik alanlarından biridir.

Müteahhidin sözleşmeye göre malike vermesi gereken bağımsız bölümün tapusunu devretmemesi hâlinde sözleşmenin ifası, tapu iptali ve tescil veya uygun başka bir hukuki talep gündeme gelebilir.

Ancak talebin niteliği şu hususlara göre değişir:

  • Bağımsız bölümün tapuda oluşup oluşmadığı,
  • Kat irtifakı veya kat mülkiyetinin kurulup kurulmadığı,
  • Taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu,
  • Üçüncü kişiye satış yapılıp yapılmadığı,
  • Üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı,
  • Taşınmaz üzerinde ipotek veya haciz bulunup bulunmadığı,
  • Müteahhidin sözleşmedeki yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirdiği.

Tapu kayıtlarında üçüncü kişilere ait haklar oluşmuşsa çözüm yalnızca müteahhide karşı alacak talep etmekten daha karmaşık hâle gelebilir.

⚖️ GH Hukuk’un Değerlendirmesi

Tapu uyuşmazlığında gecikme, taşınmazın yeniden devredilmesi veya üzerine yeni ipotek ve hacizler konulması riskini artırabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce ihtiyati tedbir veya tapu kaydına yönelik başka koruyucu önlemler değerlendirilmelidir.


10. Dava devam ederken müteahhidin taşınmazları devretmesi engellenebilir mi?

Somut olayın şartları oluşmuşsa mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. Tedbirin amacı, dava sonunda verilecek kararın etkisiz kalmasını önlemektir.

Örneğin uyuşmazlık konusu bağımsız bölümün üçüncü kişiye devredilmesi ihtimali varsa tapu kaydına tedbir konulması talep edilebilir. Ancak mahkeme yalnızca tarafın istemesi üzerine otomatik olarak tedbir kararı vermez.

Tedbir talep eden tarafın:

  • Hangi hakkının tehlikede olduğunu,
  • Gecikme hâlinde ne tür zarar doğacağını,
  • Talebinin yaklaşık olarak haklı olduğunu,
  • Tedbirin hangi taşınmaz veya işlem üzerinde uygulanacağını

göstermesi gerekir.

Mahkeme bazı durumlarda tedbir karşılığında teminat gösterilmesini de isteyebilir. İhtiyati tedbirin şartları ve uygulanması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmektedir.

GH Hukuk’tan Not

Tedbir kararı davayı kazandırmaz; dava sonuçlanana kadar mevcut hukuki durumu korumaya çalışır. Bu nedenle tedbir talebi, asıl davadaki hak ve taleplerle uyumlu hazırlanmalıdır.


11. Arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?

Her kentsel dönüşüm uyuşmazlığında arabuluculuk zorunlu değildir. Zorunluluk, uyuşmazlığın hukuki niteliğine ve açılacak davanın türüne göre belirlenir.

Uyuşmazlık bir tüketici işlemi sayılıyorsa, kanundaki istisnalar dışında tüketici mahkemesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olabilir. Ticari nitelikteki belirli para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat taleplerinde de dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Adalet Bakanlığı, hem tüketici hem ticari uyuşmazlıklar için ayrı dava şartı arabuluculuk süreçleri yürütmektedir.

Tapu iptali ve tescil gibi ayni hakka ilişkin taleplerin arabuluculuk karşısındaki durumu ise para alacağı davalarından farklı değerlendirilir. Bu nedenle “İnşaat uyuşmazlığıdır, mutlaka arabuluculuk gerekir” şeklinde genel bir sonuca varılmamalıdır.

Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa ödeme takvimi, eksik işlerin tamamlanması, tapu devri, kira alacakları ve teslim koşulları tek metinde düzenlenebilir. Anlaşma sağlanamazsa gerekli olduğu ölçüde dava yoluna geçilir.

Pratik Öneri

Arabuluculuğa yalnızca toplam bir para rakamıyla gidilmemelidir. Talepler; kira, cezai şart, eksik iş bedeli, tapu devri ve teslim gibi ayrı başlıklarda hazırlanmalıdır.


12. Malikler birlikte dava açabilir mi?

Uyuşmazlığın aynı sözleşmeden veya aynı olaylardan kaynaklanması hâlinde birden fazla malik birlikte hareket edebilir. Ancak bütün maliklerin her zaman aynı davada aynı talebi ileri sürmesi mümkün olmayabilir.

Örneğin:

  • Bütün binayı ilgilendiren ortak alan eksiklikleri,
  • Aynı sözleşmeden doğan genel teslim gecikmesi,
  • Müteahhidin şantiyeyi terk etmesi,
  • Ortak teminatların kullanılması

birlikte hareket etmeyi kolaylaştırabilir.

Buna karşılık:

  • Her dairenin farklı ayıpları,
  • Farklı miktarlardaki kira alacakları,
  • Bazı maliklerin tapularını almış olması,
  • Bazı maliklerle ek protokol yapılması,
  • Her malik için farklı teslim tarihi bulunması

taleplerin ayrı değerlendirilmesini gerektirebilir.

Birlikte dava açılabilmesi için talepler arasında bağlantı bulunmalı ve usul kuralları buna uygun olmalıdır. Çok sayıda malikin bulunduğu dosyalarda ortak strateji kurulması önemlidir; ancak her malikin kişisel alacağı ve özel durumu ayrıca hesaplanmalıdır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Apartman veya site yönetimi, her uyuşmazlıkta maliklerin kişisel hakları adına otomatik olarak dava açamaz. Yönetimin temsil yetkisi ile maliklerin bireysel sözleşme ve tapu hakları birbirinden ayrılmalıdır.


13. Kentsel dönüşüm uyuşmazlıklarında hangi mahkeme görevlidir?

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın taraflarına, sözleşmenin niteliğine ve ileri sürülen talebe göre belirlenir.

Somut olaya göre:

  • Tüketici mahkemesi,
  • Asliye hukuk mahkemesi,
  • Asliye ticaret mahkemesi,
  • Sulh hukuk mahkemesi

görevli olabilir.

Bir malikin kişisel veya ailevi ihtiyacı için hareket ettiği ve karşı tarafın ticari ya da mesleki faaliyeti kapsamında hizmet sunduğu bir ilişki tüketici işlemi niteliği taşıyabilir. 6502 sayılı Kanun, tüketici işlemlerini ve tüketici mahkemelerinin görev alanını düzenler.

Tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunması hâlinde ticaret mahkemesi gündeme gelebilir. Tüketici veya özel ticari görev kuralı bulunmayan malvarlığı uyuşmazlıklarında ise genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre görev kuralları kamu düzenindendir ve mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır.

Taşınmazın bulunduğu yer, davalının yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri de yetkili mahkemenin belirlenmesinde etkili olabilir.

⚖️ GH Hukuk’un Değerlendirmesi

Yanlış mahkemede dava açılması, dosyanın esasına girilmeden aylar süren görev tartışmalarına neden olabilir. Dava hazırlanırken ilk değerlendirilmesi gereken konulardan biri, talebin hukuki niteliği ve görevli mahkemedir.


14. Bir kentsel dönüşüm davası ne kadar sürer?

Her dava için önceden kesin süre vermek mümkün değildir. Süreyi etkileyen başlıca unsurlar şunlardır:

  • Davalı ve davacı sayısı,
  • Tebligatların tamamlanma süresi,
  • Teknik ve mali bilirkişi incelemeleri,
  • Keşif yapılması,
  • Tapu ve belediye kayıtlarının getirtilmesi,
  • Bilirkişi raporlarına itirazlar,
  • Davaların birleştirilmesi,
  • İstinaf ve temyiz aşamaları,
  • İhtiyati tedbir ve ara kararlar.

Kentsel dönüşüm uyuşmazlıklarında mimarlık, mühendislik, gayrimenkul değerleme ve hesap incelemelerinin aynı dosyada bulunması yargılamayı uzatabilir.

Bu nedenle yalnızca dava sonucuna odaklanmak yerine, süreç içinde zararın büyümesini önleyecek geçici ve pratik önlemler de değerlendirilmelidir.

GH Hukuk’tan Not

“Dava ne kadar sürer?” sorusu kadar “Dava sürerken inşaatın, tapuların ve maliklerin durumu ne olacak?” sorusu da önemlidir. Etkili bir hukuki strateji yalnızca nihai kararı değil, yargılama süresindeki riskleri de yönetmelidir.


15. Dava açmadan önce hangi belgeler hazırlanmalıdır?

Uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra bütün belgelerin toplanmaya çalışılması zaman kaybına ve delil eksikliğine neden olabilir.

Dava veya arabuluculuk öncesinde mümkünse şu dosya hazırlanmalıdır:

Sözleşme ve tapu dosyası

  • Ana sözleşme,
  • Ek protokoller,
  • Teknik şartname,
  • Paylaşım listesi ve krokiler,
  • Vekâletnameler,
  • Güncel tapu kayıtları,
  • Yapılan tapu devirleri,
  • İpotek, haciz ve şerh kayıtları.

İnşaat dosyası

  • Yapı ruhsatı,
  • Onaylı projeler,
  • Proje tadilatları,
  • İş programı,
  • Yapı denetim belgeleri,
  • Teknik raporlar,
  • Fotoğraf ve videolar,
  • Teslim ve eksik iş tutanakları.

Mali dosya

  • Kira ödeme kayıtları,
  • Cezai şart hesabı,
  • Maliklerin yaptığı ödemeler,
  • Dekontlar ve faturalar,
  • Eksik iş giderme teklifleri,
  • Tahmini tamamlama maliyeti.

Yazışma dosyası

  • Noter ihtarları,
  • E-postalar,
  • Mesaj kayıtları,
  • Malik toplantı tutanakları,
  • Müteahhidin yazılı açıklamaları,
  • Belediye ve diğer kurumlarla yapılan yazışmalar.

Pratik Öneri

Belgelerin yanına kısa bir olay kronolojisi eklenmelidir:

10 Mart — Ruhsat alındı
1 Nisan — İnşaatın başlaması gerekiyordu
15 Mayıs — İlk ihtar gönderildi
30 Haziran — Şantiye çalışmaları durdu
10 Temmuz — Teknik tespit yapıldı

Bu kronoloji, uyuşmazlığın çok daha hızlı anlaşılmasını sağlar.


Uyuşmazlık Çıktığında Amaç Yalnızca Dava Açmak Değildir

Kentsel dönüşüm uyuşmazlıklarında dava bazen kaçınılmaz olabilir. Ancak dava açılmadan önce mevcut durumun doğru tespit edilmesi, delillerin korunması, tapu kayıtlarının incelenmesi, teminatların güvence altına alınması ve çözüm seçeneklerinin karşılaştırılması gerekir.

Bazı dosyalarda güçlü bir ihtar ve teknik rapor sorunun çözülmesini sağlayabilir. Bazılarında arabuluculukla yeni bir teslim ve ödeme takvimi kurulabilir. Bazı durumlarda ise taşınmazın veya maliklerin haklarının korunması için gecikmeden tedbir ve dava yoluna başvurulması gerekebilir.

GH Hukuk; sözleşme ihlallerinin analiz edilmesi, teknik tespitlerin hukuki taleplere dönüştürülmesi, ihtar ve arabuluculuk süreçlerinin yönetilmesi, tapu ve teminat risklerinin incelenmesi, dava ve geçici hukuki koruma yollarının planlanması aşamalarında maliklere stratejik hukuki destek sağlar.

Önemli not: Bu bölüm genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Görevli mahkeme, arabuluculuk zorunluluğu, fesih yöntemi, zamanaşımı ve talep edilebilecek haklar; tarafların sıfatına, sözleşmenin içeriğine ve somut olayın koşullarına göre değişebilir. Belgeler incelenmeden kesin hukuki değerlendirme yapılmamalıdır.